Barcelona Rehberi: Raval Top 10

Some while ago, most of the visitors and even locals were not fond of Raval. It was a “no go zone” because it was unsafe and dangerous. However now, its a popular hangout for the bohemian crowd with its cool cafes & delicious restaurants and always on festive streets.  

Bir zamanlar çoğu yabancının “yok oraya gitmeyin”, “gece eve dönerken Raval’den yürümeyin” dediği Raval, şuan Barcelona’nın en gözde semtlerinden biri. Nasıl ki Karaköy bizim için tamircilerden 3. dalga kahvenin başkentine dönüştü, Raval de Barcelona için öyle (Neyse ki Karaköy’ün hızlıca yaşanıp tüketilmesi gibi tüketilmiyor Raval).

Raval’in hem eskisini yeniden keşfettik, hem de yeni mekanlarının izini sürdük. Bir sürü tasarım butik, hiç beklemediğin anda karşında çıkan süper ötesi restaurantlar, modern sanatın merkezine dönüşmesi ile Raval favorilerim arasına girdi.

Here is my top 10:

Benim top 10’im aşağıda:

1- Head to Caravelle for breakfast which is famous with its yummy “Huevos Rancheros”. Menu is constantly evolving; coffee is from the city’s best Nomad. Don’t be late, there is always a que and favorites run out quick.

Sabah kahvaltısı için muhteşem “Huevos Rancheros”u ile Caravelle‘e gitmeli. Menüsü sürekli değişiyor, kahveleri şehrin en iyisi Nomad’dan geliyor. Yanlız çok geç kalma, menü’deki favoriler erken bitiyor.

caravelle-1

2- Just in front of Caravelle, there is Nuovum. It’s a shop that has natural objects, beautiful plants and simple jewelry designs.

Karşısında hemen Nuovum var. Doğal objeler, güzel bitkiler ve yalın takı tasarımlarının birleştiği bir dükkan.

3- Raval is on the right of La Rambla. Everyone knows the La Bouqeria market on La Rambla, you go in and eat some exotic fruits. What everyone does not know is “El Quim de la Bouqeria” in that market. My mouth is watery whenever I recall baby octopus with scrambled eggs.

Raval, La Rambla’nın sağında kalıyor. La Rambla üzerindeki La Bouqeria marketini herkes bilir, içeri girip değişik görünümlü meyvelerden yersin. Asıl herkesin bilmediği, o marketin içindeki “El Quim de la Bouqeria“. Üzerine göz yumurta kırılmış sahanda bebek ahtapotu hatırladıkça ağzım sulanır.

baby-octopus-with-egg

4- A word I repeatedly hear in El Pachuco: Insane! It’s the best Mexican in the city. Their nachos and tacos are to die for. And I am not even exaggerating.

Öğle yemeği için yine ağlatan bir tercih: El Pachuco. Burası Meksika mutfağı. Sadece nachos, tacos ve quesadilla var menüsünde. Yanında da acılı bira. Kesinlikle en iyi meksikalı!

5- Xurros is a famous street dessert in Spain. And I love Granja M. Viader the most.

Ispanya’nın Xurros’u meşhur. Ben en çok Granja M. Viader‘inkini severim.

6- For coffee you can go to Lukumas (owned by Greek Petros) or El Colectivo.

Kahve için Yunanlı Petros’un sahibi olduğu Lukumas‘a veya El Colectivo‘ya gidebilirsin.

lukumas-coffee

7- Raval is a heaven in terms of designer boutiques. Try Les Topettes for artisanal perfumes, Fantastik for extraordinary objects.

Raval her yönden tasarım dükkanları açısından bir cennet. Artizan parfümler için Les Topettes, dekorasyondan deftere “sıradışı objeler” içinse Fantastik i öneririm.

8- If you have 2 hours, spend it in MACBA. It’s not only a museum, but a signiture building representing transformation of Raval. In the long stairs ahead, children of all ages and nationalities ride skateboards and listen to music. Before going there, check the current exhibitions from its website.

2 saat ayırırım dersen, MACBA’yı layığı ile gezebilirsin. MACBA sadece biz müze değil, Raval için önemli bir yapı. Önüdeki uzun merdivenlerde her yaştan ve her milletten çocuk birlikte kaykay yapıp, müzik dinliyor. Raval’in kaykaycıları Raval’deki değişimin simgesi. Müzeye gelince, güncel sergiler ve enstalasyonlar için gitmeden bu linke bakabilirsin.

macba

9- Raval hid one of the city’s finest tapas restaurants behind La Rambla. It is Bar Cañete. Here is my proposal for you: Make a reservation at least 3 days before you go / if you are two, sit in the bar / forget your diet / trust your waiter. Happiness is guaranteed.

Raval şehrin en güzel tapas restaurantlarından birini La Rambla’nın arka sokağına saklamış. İsmi Bar Cañete. Sırasıyla önerilerim: Gitmeden en az 3 gün önce rezervasyon yaptır, eğer iki kişiysen bara otur, diyeti boşver, garsona güven. Mutluluk sarhoşluğu garanti.

Processed with VSCO with a5 preset
Fotoğraftaki Canete’nin menusu, yemeğin mutlu ettiği konusunda hemfikiriz!
canete-sefleri
Canete’nin Şefleri

10- You had a beautiful day, had the best food; now you need a coctail to put you to sleep. Head to Boadas Cocteleria. One of the oldest cocteleria’s in the city.

Tüm gün gezdin, en güzel yemekleri yedin, uykudan önce son bir cila: Boadas Cocteleria. Şehrin en eski kokteylcilerinden.

24 Saatte El Born Barcelona

Bir önceki rehberimde, Barcelona’yı keşfetmeye yeni başlayanlar için semtlerini anlatmıştım (linki burada). Şimi sıra Barcelona’nın semtlerinin detaylı rehberlerinde.

İlki, en sevdiğim: El Born. 24 saatte El Born’da ne yapılır?

Yazının sonunda bir de tüm mekanları google map’s e pinledim, gitmeden telefonuna yükle ve her yeri avucunun içi gibi bulmanın keyfini çıkar!

10:00 El Born’a gelmenin en kolay yolu metroya atlayıp Jaume I’de inmek. Kahvaltı için 2 seçeneğin var. Eğer hızlıca kahvaltı faslını atlayayım ama sağlıklı olsun dersen ilk seçenek Teresa’s. Tam tahıllı ekmek üzerine avocado mash yiyip, onlarca çeşit juice’lardan birini tadabilirsin.

Eğer bir önceki gece iyi partilediysen, “recovery brunch” için sana önerim Milk. İçerisi loş ve salaş; sabahları brunch mekanı, akşamları ise bar.  Malzemeleri her gün meşhur Bouqeria’dan taze taze geliyor. Menüden benim favorilerim Salmon Eggs Benedict ve Nurse Jackie.

11:30 Kahvaltını yaptın, güne hazırsın. İlk önce Picasso Müzesi’nden başla. Picasso’nun en zengin eserleri burda o yüzden dikkat kapıda çok sıra oluyor! Önce bu linkten bilet al.

12:30 Picasso’da gördüklerin bir öğle kahvesinde değerlendirilmeli. Barcelona’da top 5 kahve dükkanlarından biri, çoğuna göre de birincisi, gizli bir geçidin içindeki Nomad Coffee.

screen-shot-2016-12-22-at-18-16-41

screen-shot-2016-12-22-at-18-20-53

13:30 Kahve insanı tok tutar, bir tur daha müze gezisi yapabilirsin. Şimdiki durak Çikolata Müzesi “Museu de la Xocolata“. Çikolatalardan gözün dönerse şaşırma.

14:30 Sıra geldi öğle yemeğine! Yine sana iki seçenek. Meksika yemeklerinin şahı burrito ve nachos’u harika yapan, 3,5 €’ya Margharita 5,5€’ya da Caiprioska hüpletebileceğin bir yer: Rosa Negra. Menüsü çok geniş değil ama herşey çok uygun fiyata.

İkinci seçenek ise El Born’un gözbebeklerinden Cal Pep. Cal Pep hem tapasçı, hem değil. Tapasçı diyorum çünkü klasik tapaslar da menüsünde var. Değil diyorum çünkü Tapas diyemeyeceğimiz Akdeniz mutfağından yemekler de var. Ama onlar da “tapas kültürüne” sadık kalarak, paylaşılabilir şekilde servis ediliyorlar. Burası hem gözünü, hem de mideni doyuracak. Gitmeden menüyü burdan incele.

16:00 Güzel yemeğini yedin, şimdi mideyi rahatlarmak için biraz uzanmak lazım. Doğru Ciutadella Park‘ına. Yürürken ara sokaklarda kaybolmak en iyisi. Gözüne kestirdiğin butikleri, minik dükkanları gezebilirsin. Benim favorim Ena Macana, burdan baya bir takı almışlığım var.

Ciutadella’ya eğer üst kapısından girersen meşhur Arc de Triomf‘u görebilirsin. Parka geldiğinde üzerinde şal/ceket ne varsa yere atıp uzanıyorsun. Serbest zaman. Dileyen misafirlerimiz yerli halka karışıp ip atlayabilirler 🙂

Processed with VSCO with a5 presetProcessed with VSCO with a5 preset

19:00 Akşam yemeği için bol seçenek! Öncelikli olarak tüm zamanların en favorisi La Paradeta. Olayı deniz mahsülü. Dükkan 8’de açılır ama sen 7’de kapıya git. Gerçekten ciddi sıra oluyor. Eğer arkadaş grubuysanız işiniz kolay, her seferinde sırada 1 kişiyi rehin bırakarak beklediğin zaman boyunca karşısındaki “El Born Centre de Cultura” yı gezebilirsin. Saat 8 oldu, içeri girdin. Karşında kocaman bir tezgah karşılar seni, balık pazarı gibi. Deniz midyesinden, yengecine, ahtapotundan kalamarına kadar. Fiyatları çok uygun. Sen yiyeceğini seçersin, senin için pişirip masa numaranı anons ederler – gidip alıp yersin. Bu kadar paraya ne kadar çok yedim diyip şaşarsın.

İkinci seçenek El Xampanyet. Burası gece dışarı çıkmadan önce lokallerin takıldığı Şampanya Barı. Tapaslar iyi, ortamı çok iyi. Cava içmeye git derim.

el-xampanyet

Son seçenek biraz Amerikan vari olsa da seni mutlu edecek cinsten bir hamburgerci: Bacoa. Bir Ispanyol ve bir Avusturalyalı bir araya gelmiş; en güzel hamburger için kolları sıvamışlar. Kendi yaptıkları sarımsaklı mayonezlerini mutlaka denemen lazım!

22:00 Kokteyl barları bizden sorulur. El Born’daki en iyi kokteylci Collage Art & Coctail Social Club. Ben bir Bloody Mary hayranı olarak buraya bayılırım. İster arkadaş grubunla gidip üst katta sakin otur, ister alt katta barda takıl.

Biraz sanatsal tarafı deneyimlemek istersen, ben okurken mezuniyetimin yapıldığı Palau De La Musica‘yı öneririm. İnanılmaz bir iç dizayna sahip olan bu opera binasında neredeyse her akşam bir şov var, burdan programa bakıp bilet alabilirsin.

Tüm bu mekanların hepsi ise aşağıdaki haritada! Biraz daha ilhama ihtiyacın varsa Good City Guides’ı Instagram‘dan takip etmeyi unutma 🙂