Italy’s Best Kept Secret: Puglia

“Where is Puglia, exactly?”. The most frequent question I was asked when planning my trip to Puglia. I told everyone, “Imagine Italy as a boot, Puglia is the heel“. In September, I visited 5 different cities in the region; and couldn’t help myself film the whole experience. Those 5 cities are: Bari, Polignano A Mare, Alberobello, Ostuni, Lecce and Otranto. Even though I speak in my native language, you can watch it for the sake of beautiful beaches, mystical towns, great food AND get inspired. I’ll be doing a whole “Good Puglia Guide” soon!

“Puglia tam olarak neresi oluyor?”. Puglia’ya gideceğimi söylediğimde herkesin en çok sorduğu soruydu. Italya’yı bir çizme gibi düşünürseniz, Puglia çizmenin topuk kısmı. Eylül ayında Puglia’da 5 farklı şehri gezdik ve bir değişiklik yaptım – tüm geziyi filme aldım. Filmde göreceğiniz şehirler Bari, Polignano A Mare, Alberobello, Ostuni, Lecce ve Otranto. Her zamanki gibi “İyi Puglia Rehberi” gelecek ama öncesinde biraz ilhamlanmak, Puglia’nın şahane koylarını, zeytin bahçelerini, şehirlerini görmek için sizi video’ya bekliyorum.

Beğenirseniz, kanala abone olmayı unutmayın!

Eating in Prague Was Challenging But I Got You Covered

I like eating my way while traveling, I believe best way to experience a place is through food. You can always find me seated at a restaurant table or having a quick bite before our next stop. Of course one may also go to museums, wander in streets, talk with locals to experience but none of the above is as tasty and full filling as eating.

That’s why I was a bit anxious when I figured out I am not that into Czech food – it just didn’t make my tastebuds dance in joy. There were a few places I marked in Prague for eating and drinking, and here I want to share them with you, just in case we have the same taste in food.

My favorite places to eat and drink while in Prague are;

Cafe Letka

Good for brunch, light lunch or afternoon drinks. Coffee is very tasty, they bring beans from Five Elephant in Berlin. The interior is so original; cracked walls, crystal chandeliers and factory lamps will just WoW you.

Eska

Eska is a restaurant, bakery and a café, cited in the Michelin guide. We’ve been there for brunch but heard it’s even better for dinner with the tasting menu. They give a modern makeover to traditional dishes.

Manifesto Market

Food markets are my favorite, Time Out Market in Lisbon, Van Van in Barcelona, de Foodhallen in Amsterdam and now Manifesto in Prague. These markets generally host the best street food restaurants in the city, which serve in trucks and accompanied with good cocktails. Only tip you need is to follow the que. Check the opening hours from here.

Veltlin

Wine bar in Prague offering natural wines from all around Europe. They know all the small wine producers by heart; just leave the decision to the owners and enjoy exploring different tastes.

Muj Salek Kavy

Statement coffee shop in Karlin district, which became my favorite district in Prague with it’s really nice vibrant vibe.

Ema Espresso Bar

In front of the Manifesto Market, EMA Espresso Bar is attracting with its Scandinavian neat design. Good for coffee with warm cinnamon bun.

Prag’da Nerede Yesek, Nerede Bir Şeyler İçsek Diyenler Buraya

Bir şehri deneyimlemenin en iyi yolu bence yemek! Seyahatlerin büyük kısmında ya bir restorandayızdır ya da bir sonraki durağımızdan önce ayakta bir şeyler atıştırıyoruzdur. Tabii ki, gittiğiniz yerin kültürünü anlamak için müzelere gidip, sokaklarda dolaşabilir veya yerli halka karışabilirsiniz ancak kabul edelim bu opsiyonların hiçbiri yemek yemek kadar eğlenceli değil.

Bu yüzden Prag’a gittiğimizde Çek yemeğine çok da bayılmadığım için biraz endişelendim – bu tabiki tamamen subjektif bir yorum, aranızdan sevenler olabilir. Ama yemek zevki benimkine benzeyenler için, Prag’da beğendiğim birkaç yeri paylaşmak istiyorum. Prag’da ne yenilir, nereye gidilir diyenler benim favorilerim aşağıda;

Cafe Letka

Brunch, hafif öğle yemeği veya öğleden sonra bir şeyler içmek için Cafe Letka’yı tercih edebilirsiniz. Kahvesi çok lezzetli, Berlin’deki Five Elephants’tan. Dekorasyonu ise çok özgün; taş duvarları, kristal avizeleri ve fabrika lambaları gözlere şölen.

Eska

Eska, Michelin rehberinde geçen bir restoran, fırın ve kafe. Biz brunch için gittik ama menüye dayanarak diyebilirim ki tadım menüsü ile akşam yemeği için de tercih edebilirsiniz. Geleneksel yemeklere modern yorumlama ile servis ediyorlar. Biraz tuzlu.

Manifesto Market

Avrupa’da yerel yemek pazarlarını baya seviyorum! Lizbon’da Time Out Market, Barselona’da Van Van, Amsterdam’da Foodhallen’dan sonra Prag’da Manifesto’yu bulunca baya mutlu olduk. Bu pazarlarda restoranlar yan yana kiosklar içinde servis veriyor ve genellikle şehirdeki en iyi sokak lezzetleri buralarda oluyor. İhtiyacınız olan tek ipucu önünde kuyruk olan kiosklardan yemek. Diyelim ki aç değilsiniz, arkadaşlarınızla kokteyl içmeye de uğrayabilirsiniz. Açılış saatlerini buradan kontrol edin.

Veltlin

Tüm Avrupa’dan, küçük üreticilerden topladığı natürel şarapları servis eden bir şarap barı. Son dönemde 3. dalga kahve dükkanları gibi sadece natürel şarap servis eden şarap barları da trend olmaya başladı. Veltlin’e giderseniz, sahibine nasıl lezzetlerden hoşlandığınızı söyleyip, seçimi ona bırakın. Önce tattırıyor, beğenirseniz devam ediyorlar. O yüzden bilmediğiniz bölgeleri denemekten çekinmeyin.

Muj Salek Kavy

Prag’ın en sevdiğim bölgesi Karlin olu. Bu kahve dükkanı da bölgenin en meşhur buluşma noktası.

Ema Espresso Bar

Manifesto Market’in önündeki EMA Espresso Bar, İskandinav tarzı zarif dekorasyonu ile dikkat çekiyor. Sıcak tarçınlı çörek ile kahveyi hüpletebilirsiniz.

A Carnivore’s Dream: Casa Julián

Warning! This story contains lots of content about meat; you might want to switch to my other guides if you’re vegan or vegetarian.

My biggest dream is to take a break from work for 2 months and wander around Spain with car; going from one town to another. Why? I really love the country, the language and the people. And I know Spain is more than just Barcelona and Madrid.

If you’re following the blog for some time, you’ll know by now Uzcan’s super power: He is a master when it comes to finding really good and authentic restaurants, which have lots of history. This time, he found one in Tolosa, at a 45 minute drive from San Sebastián.

In a poorly lit, cellar like basement, Casa Julián is serving meat since 1954. The meal starts with their special “piquillo” peppers, they arrive to the table while still sizzling on a white plate. The look is not very appetizing, but taste is so delicious! Then, you’ll have some seasonal side dishes. Within those, if you’re lucky enough to catch the white asparagus season – please order those.

You’ll reach the climax when meat is served. If you’re wandering how they’re grilling, watch its video at Uzcan’s food blog, here.

The meal ends with burnt cheesecake, which I forgot to capture on camera since I was busy eating it. Accompanied by a glass of sweet vine.

A single bite to any of the above is enough to plan your trip to Tolosa.

Bon Appétit!

Bir Etoburun Hayali: Casa Julian

Uyarı! Bu hikayede et hakkında konuşuyoruz; vegan veya vejeteryansanız diğer rehberlerime geçmek isteyebilirsiniz.

En büyük hayalim işe 2 ay ara verip İspanya’da köy köy, kasaba kasaba tekrar dolaşmak. Çünkü İspanya Barcelona ve Madrid’den ibaret değil (iki şehri de çok sevsem de), her bölgenin hikayesi, dili, insanı farklı. O yüzden birazdan okuyacağınız keşiften çok etkilendim!

Rehberleri bir süredir takip ediyorsanız, şimdiye dek Uzcan’ın süper gücünü öğrenmiş olmalısınız: Geçmişine sadık kalan, iyi ve otantik restoranlar bulma konusunda kendisi ustadır. Bu sefer bulduğu yer, San Sebastián’a arabayla 45 dakikalık mesafede Tolosa şehrindeydi.

Loş ışıkların altında, bodrum katında bir mahzende, 1954’ten beri et servisi yapan bir restoran: Casa Julian.

Yemek, özel “piquillo” biberleriyle başlıyor, biberler sofraya geldiginde beyaz tabakta hala cızırdıyorlar ve nefes alıp verir gibi kabarcıklar çıkarıyorlar. Tadı inanılmaz lezzetli! Daha sonra sıcak başlangıçlara geçiyorsunuz. Eğer beyaz kuşkonmaz mevsiminde geldiyseniz şanslısınız, mutlaka sipariş edin.

Yemeğin doruk noktası ise tabiki etin servis edildiği an. Eti full tuz ile kaplayıp, yatay bir ızgarada ateşin üstüde ağır ağır pişiriyor et ustası. Kendisi 2.kuşak, Casa Julian’ın torunu. Nasıl pişirildiğini merak ederseniz, Uzcan’ın yemek blogunda videosunu izleyebilirsiniz – linki buraya ekledim.

Yemek, yanık cheesecake ile son buluyor. Fotoğrafını çekememişim bir an önce tadına bakmak istediğim için. Yanında da tatlı şarap.

Tolosa’ya seyahatinizi planlamak için yukarıdakilerden herhangi birinden tek bir ısırık almak yeterli.

Afiyet olsun!

The secret of San Sebastian Cheesecake at La Viña

“Can you please cut from the middle?” we asked to the waitress at La Viña when he was plating us the famous San Sebastian Cheesecake. The cheesecake, which looks burnt from the top, surrounded by the parchment paper is hiding an incredibly soft custard cream in the middle. And that part is where the magic happens.

The first time we’ve been to San Sebastian was 3 years ago, for our honeymoon. The city is one of the gastronomic heavens on earth and seemed suitable for two food lovers to enjoy post wedding exhaustion. After weeks of extensive research on where to eat and what to eat; we have put La Viña on the list to try their burnt cheesecake.

When I eat something really good for the first time, at the very first bite my eyes fill with tears. I’ll be honest; that’s not what has happened at La Viña, BUT there was something addictive about it.

We’ve planned our second visit to San Sebastian for June 2019. Of course, I was not remembering the taste of the cheesecake from our previous visit; since in the land of perfect pintxos, cheesecake was not my first priority. So this time, we decided to eat it mindfully to understand what ingredients they might be using. And to compare it with B Blok Bakery, which is our favorite among all San Sebastian Cheesecake alternatives in Istanbul.

[By the way, I must say – if you’re not living in Istanbul – you’d be surprised to see this cheesecake almost at every cafe. Some serve it in the original way and others serve by putting chocolate sauce and some topping on.  Its so popular that one chef is suing another for using the same name in the menu!]

Let me describe you exactly how it tastes like after my second trial. Rounds of the slice is rough like cake; and in the middle you can clearly get the strong creamy cheese taste. For me, top layer of the cheesecake is where the magic happens. It tastes like salted caramel and burned butter.

As simple is always better, this cheesecake has only 5 ingredients: Salt, sugar, cheese, eggs and heavy cream. I’ve been down the internet rabbit hole to find out which cream is used in the original version and I FOUND IT! Gabriella Ranelli, who is running Tenedor Tours in San Sebastian and a friend of La Viña’s chef Santiago Rivera claims that Santiago uses San Millan. It is a popular cream cheese in Spain, close to Philadephia cheese but saltier.

And now, you know the secret. Will you try at home?

Follow me on instagram for more!

Ozge

La Vina’daki San Sebastian Cheesecake’in Sırrı

La Viña’daki garsona, bize ünlü San Sebastian Cheesecake’lerini servis ederken sorduğumuz ilk soru: “Tam ortasını da alabilir miyiz lütfen?”. Parşömen kağıdı ile çevrili, tepeden yanık görünen bu cheesecake tekerinin en ortası akışkan ve yumuşak oluyor. Ve garsona özellikle söylemezseniz, diliminizi servis ederken bu yumuşak kısım tabağınıza denk gelmeyebilir.

Uzcan’la San Sebastian’a ilk defa balayımızda gittik, 3 sene önce. Dünyadaki gastronomi cennetlerinden biri olan bu şehir tam bizlik. Gitmeden önceki haftalarda nerede ne yenileceğine dair kapsamlı araştırmalar yaptık ve listemize yanık cheesecake’i denemek için La Viña’yı koyduk.

Gerçekten iyi bir şeyi ilk kez yediğimde ilk ısırıkta gözlerim yaşla doluyor (misal Gaziantep’te Zeki Inal’ın şöbiyeti). Dürüst olmam gerekirse; La Viña’da yediğimde gözlerim dolmadı ama bu cheesecake’te bağımlılık yaratan birşey vardı.

San Sebastian’a ikinci seyahatimizi Haziran 2019’da yapmaya karar verdik. Tabii ki, önceki ziyaretimizden cheesecake’in tadını tam hatırlamıyordum; San Sebastian pintxos’ları ile ünlü bir şehir olduğu için cheesecake ilk önceliğiniz olmuyor. O yüzden bu sefer hangi malzemeleri kullandıklarını anlamak için dikkatle yemeye karar verdik. Ve İstanbul’da denediğimiz tüm San Sebastian Cheesecake reçetleri arasında en sevdiğimiz B Blok Bakery ile karşılaştırmak istedik.

[Bu arada – eğer İstanbul’da yaşamıyorsanız – bilin ki şuan hemen hemen her kafede bu cheesecake’i bulabilirsiniz. Bazıları orjinal şekilde, bazıları ise çikolata sosu koyup servis ediyor. O kadar popüler ki, aynı ismi kullanarak servis eden mekanlar birbirini dava etmişler!]

İkinci San Sebastian seyahatimizden sonra artık bu tadı tanımlayabilirim! Cheesecake tekerinden kesilen bir dilimin dış kenarları fırında pişmiş suflenin sertliğinde oluyor. Ortasından ise güçlü, biraz tuzlu ve kremamsı bir peynir tadı alıyorsunuz. Benim için en lezzetli yeri ortası olduğu kadar yanık üst kısmı. Peynirin içindeki süt yüksek sıcaklıkta karamelize olduğu için, tuzlu karamel ve yanmış tereyağı arasında bir tat alıyorum. Bir de yumurta kokmuyor! Istanbul’da denediklerimde beni en çok rahatsız eden yumurta kokusu…

İyi olan herşeyde olduğu gibi, çok sade bir malzeme listesi var: Tuz, şeker, krem peynir, yumurta ve krema. Orijinal reçetede hangi peynirin kullanıldığını bulmaya baya taktım ve Google’da saatler süren araştırma sonunda BULDUM! San Sebastian’da Tenedor Tours’un sahibi ve La Viña’nın şefi Santiago Rivera‘nın bir arkadaşı olan Gabriella Ranelli, Santiago’nun San Millan krem peyniri kullandığını söylemiş. Hatta reçetenin gizli olmadığını ve Santiago’ya sorarsanız kendisinin de söyleyeceğini söylüyor. Bu peynir İspanya’nın popüler bir krem peyniri, Amerikalıların Philadephia peyniri gibi ama daha tuzlu.

Şimdi cheesecake’in sırrını sen de öğrendin, evde denemeye var mısın?

Özge

 

 

 

 

Barcelona Rehberi: Raval Top 10

Some while ago, most of the visitors and even locals were not fond of Raval. It was a “no go zone” because it was unsafe and dangerous. However now, its a popular hangout for the bohemian crowd with its cool cafes & delicious restaurants and always on festive streets.  

Bir zamanlar çoğu yabancının “yok oraya gitmeyin”, “gece eve dönerken Raval’den yürümeyin” dediği Raval, şuan Barcelona’nın en gözde semtlerinden biri. Nasıl ki Karaköy bizim için tamircilerden 3. dalga kahvenin başkentine dönüştü, Raval de Barcelona için öyle (Neyse ki Karaköy’ün hızlıca yaşanıp tüketilmesi gibi tüketilmiyor Raval).

Raval’in hem eskisini yeniden keşfettik, hem de yeni mekanlarının izini sürdük. Bir sürü tasarım butik, hiç beklemediğin anda karşında çıkan süper ötesi restaurantlar, modern sanatın merkezine dönüşmesi ile Raval favorilerim arasına girdi.

Here is my top 10:

Benim top 10’im aşağıda:

1- Head to Caravelle for breakfast which is famous with its yummy “Huevos Rancheros”. Menu is constantly evolving; coffee is from the city’s best Nomad. Don’t be late, there is always a que and favorites run out quick.

Sabah kahvaltısı için muhteşem “Huevos Rancheros”u ile Caravelle‘e gitmeli. Menüsü sürekli değişiyor, kahveleri şehrin en iyisi Nomad’dan geliyor. Yanlız çok geç kalma, menü’deki favoriler erken bitiyor.

caravelle-1

2- Just in front of Caravelle, there is Nuovum. It’s a shop that has natural objects, beautiful plants and simple jewelry designs.

Karşısında hemen Nuovum var. Doğal objeler, güzel bitkiler ve yalın takı tasarımlarının birleştiği bir dükkan.

3- Raval is on the right of La Rambla. Everyone knows the La Bouqeria market on La Rambla, you go in and eat some exotic fruits. What everyone does not know is “El Quim de la Bouqeria” in that market. My mouth is watery whenever I recall baby octopus with scrambled eggs.

Raval, La Rambla’nın sağında kalıyor. La Rambla üzerindeki La Bouqeria marketini herkes bilir, içeri girip değişik görünümlü meyvelerden yersin. Asıl herkesin bilmediği, o marketin içindeki “El Quim de la Bouqeria“. Üzerine göz yumurta kırılmış sahanda bebek ahtapotu hatırladıkça ağzım sulanır.

baby-octopus-with-egg

4- A word I repeatedly hear in El Pachuco: Insane! It’s the best Mexican in the city. Their nachos and tacos are to die for. And I am not even exaggerating.

Öğle yemeği için yine ağlatan bir tercih: El Pachuco. Burası Meksika mutfağı. Sadece nachos, tacos ve quesadilla var menüsünde. Yanında da acılı bira. Kesinlikle en iyi meksikalı!

5- Xurros is a famous street dessert in Spain. And I love Granja M. Viader the most.

Ispanya’nın Xurros’u meşhur. Ben en çok Granja M. Viader‘inkini severim.

6- For coffee you can go to Lukumas (owned by Greek Petros) or El Colectivo.

Kahve için Yunanlı Petros’un sahibi olduğu Lukumas‘a veya El Colectivo‘ya gidebilirsin.

lukumas-coffee

7- Raval is a heaven in terms of designer boutiques. Try Les Topettes for artisanal perfumes, Fantastik for extraordinary objects.

Raval her yönden tasarım dükkanları açısından bir cennet. Artizan parfümler için Les Topettes, dekorasyondan deftere “sıradışı objeler” içinse Fantastik i öneririm.

8- If you have 2 hours, spend it in MACBA. It’s not only a museum, but a signiture building representing transformation of Raval. In the long stairs ahead, children of all ages and nationalities ride skateboards and listen to music. Before going there, check the current exhibitions from its website.

2 saat ayırırım dersen, MACBA’yı layığı ile gezebilirsin. MACBA sadece biz müze değil, Raval için önemli bir yapı. Önüdeki uzun merdivenlerde her yaştan ve her milletten çocuk birlikte kaykay yapıp, müzik dinliyor. Raval’in kaykaycıları Raval’deki değişimin simgesi. Müzeye gelince, güncel sergiler ve enstalasyonlar için gitmeden bu linke bakabilirsin.

macba

9- Raval hid one of the city’s finest tapas restaurants behind La Rambla. It is Bar Cañete. Here is my proposal for you: Make a reservation at least 3 days before you go / if you are two, sit in the bar / forget your diet / trust your waiter. Happiness is guaranteed.

Raval şehrin en güzel tapas restaurantlarından birini La Rambla’nın arka sokağına saklamış. İsmi Bar Cañete. Sırasıyla önerilerim: Gitmeden en az 3 gün önce rezervasyon yaptır, eğer iki kişiysen bara otur, diyeti boşver, garsona güven. Mutluluk sarhoşluğu garanti.

Processed with VSCO with a5 preset
Fotoğraftaki Canete’nin menusu, yemeğin mutlu ettiği konusunda hemfikiriz!
canete-sefleri
Canete’nin Şefleri

10- You had a beautiful day, had the best food; now you need a coctail to put you to sleep. Head to Boadas Cocteleria. One of the oldest cocteleria’s in the city.

Tüm gün gezdin, en güzel yemekleri yedin, uykudan önce son bir cila: Boadas Cocteleria. Şehrin en eski kokteylcilerinden.